Bir 14 Şubat Manifestosu Olarak: Kahrolsun Aşk!


Nedir aşk? Sevginin ulaşabileceği en üst mertebe midir? Onsuz yaşamın tadını alamayacağınız muazzam bir deneyim midir? Cevabınız evetse de hayırsa da aşk bu şekilde pazarlanır. Nereye bakarsanız bakın cazibesinin alametlerini görürsünüz ki üstelik sadece 14 Şubat’ta da değil.

Ortalama bir düğünün masrafı son yıllarda 100 binlere ulaşan rakamlara tırmandı gitti. Sanki çiftler aşklarına maddi değer biçiyor gibiler. Veya romantik komedilerin ne kadar gişe yaptıklarını düşünün. Sanki bir formül var ve bu formül doğru tutturulur da film sonunda sevgililer birbirinin kollarına atlıyor sarmaş dolaş oluyorlarsa yüz milyonlarca kar edersiniz. Buna ek olarak ülke içindeki ekonomik, siyasi hiçbir koşuldan etkilenmeyen çöpçatancılık programları ya da internet sitelerini düşünün. Hızla büyüyen ve neredeyse her gün bir yeni uygulamanın eklendiği bir alan.

Haliyle aşkın gözü kör mü yoksa gözümüzü abartılı aşk masallarıyla kör mü ediyorlar önemli bir ayrım haline geliyor. Çünkü romantizm bugün en büyük kötülüklerden biri.

Efsaneye göre bir yerlerde onunla hayatınızın tastamam olacağı biri var. Hayatınız onsuz hep yarım kalacak… Yani modern yaşamda temel hedeflerden biri o kişiyi bulup ikiyken bir olmak. Çocukluğumuzdan beri duyduğumuz masallar, dinlediğimiz şarkılar, izlediğimiz filmlerin hepsi işte bizi bu hiper-romantik kaosun içine atıyor.

İspatı kolay değil ancak böyle bir hiper romantizim anlayışının çiftler üzerinde mutluluğu birbirlerinde bulma baskısı o kadar çok oluyor ki, bu romantizim ilişkileri desteklemek yerine baltalıyor. Toplum için de yıpratıcı bir durum. Aşk beslenip büyütülecek olan bir şey değil de sanki sadece bulunacak bir şey oalrak sunuluyor. Hep bu idealize ediliyor. Oysa aşk, sizin tüm kusurlarınızla yaşanan inişli çıkışlı bir süreçte beslenip büyütülebilir ancak. Google’da son yıllarda en çok yanıt aranan sorulardan birisinin “Aşk nedir?” olması manidar. Kötücül mitler en çok, onların pençesinde olmadığımızı sandığımızda güçlüdür. 

Bu hiper romantik fikirler nedeniyle duygusal bağımlılığımız akıl dışı kıskançlık ve deprresyon gibi sıkıntılarla karşılaşmamıza neden oluyor. Aklımız bize mutlu olmak için birine ihtiyacımız olduğunu söylüyor ancak arzuyu ihtiyaçtan ayırmayı bilmiyoruz. Dolayısıyla iki hata ile karşılaşabiliyoruz:

1) O özel kişiyi ararken yaşadığımız endişeler, hayal kırıklıkları ve başarısızlıklarla boğuşmak ve ensonunda kendimizi şanssız hissetmek.

2) O özel kişiyi bulduysak onu kaybetme korkusuyla yaşamamız ilişkimizin tadını çıkarmamıza engel olur.

Öncelikle farkına varmamız gereken bazı şeyler var. Bunlardan ilki mutlu olmak için aslında kimseye ihtiyacımızın olmaması. Olgun, uzun süreli ve sağlıklı ilişkiler, birbirlerine sonsuza dek beraber olacaklarını, aksi halde ilişkilerinin başarısızlık olacağını ve bundan sonraki hayatlarında ne yaparlar bilemeyeceklerini söylemezler. Yalnızca şunu yaparlar: Birbirlerinden hoşlanırlar,  birbirlerini ister ve birbirlerini severler. Ama asla muhtaç değillerdir. İşler yarın iyi gitmediğinde hayat onlara daha binlerce fırsat sunacaktır.


0 Comments

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Choose A Format
Personality quiz
Series of questions that intends to reveal something about the personality
Trivia quiz
Series of questions with right and wrong answers that intends to check knowledge
Poll
Voting to make decisions or determine opinions
Story
Formatted Text with Embeds and Visuals
List
The Classic Internet Listicles
Countdown
The Classic Internet Countdowns
Open List
Submit your own item and vote up for the best submission
Ranked List
Upvote or downvote to decide the best list item
Meme
Upload your own images to make custom memes
Video
Youtube, Vimeo or Vine Embeds
Audio
Soundcloud or Mixcloud Embeds
Image
Photo or GIF
Gif
GIF format